Kadınların Gizli Hastalığı Pelvik Venöz Konjesyon Sendromuna Dikkat!

0
874

PELVİK BÖLGE

Kadınlarda cinsel organların büyük çoğunu içine alan leğen kemiği ile çevrelenmiş bölgedir. Pelvik bölge olarak bilinen bu anatomik lokasyon içerisinde, vajen, rahim ve yumurtalıklar yer alır. Konjesyon; herhangi bir sıvının bir yerde birikmesi, göllenmesi anlamına gelir. Pelvik konjesyon dediğimiz zaman, özellikle rahim çevresi damarlarda genişleme sonucunda kanın göllenmesi durumunu ifade ederiz.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu,

Kadınlarda karşımıza çıkan bir durumdur. Rahim çevresinde yer alan toplardamarların, özellikle over veni (toplardamarı) yetmezliğine bağlı olarak genişlemesi asıl sorunu oluşturur. Başka bir deyişle; rahim damarlarının genişlemesidir.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, sanılanın aksine oldukça sık gözlenen bir durumdur

Pelvik Konjesyon, karşımıza ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı ve ileri olgularda ise dış genital bölge çevresinde variköz (genişlemiş) toplardamarlar ile çıkar. Yumurtalıklar çoğu zaman büyümüş ve çok sayıda kist içerebilmektedir. Genellikle hastaların çoğu, adet dönemlerinde, günün sonunda daha da belirginleşen pelvik ağrı nedeniyle ağrı kesici ilaç kullanmaktadırlar. Yumurtalık çevresindeki toplardamarları da içine alan bu durum çok ilerlemiş hali ile depresyon dahil psikolojik sorunlara da neden olur.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Tedavisi Artık Endovasküler Tedavi Yöntemleri ile Başarılı Şekilde Tedavi Ediliyor

Pelvik VeKonjesyon Sendromu tanısı için, Transvajinal Doppler Ultrasonografik inceleme (Doppler Ultrason)  standart tanı yöntemi olmalıdır. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Manyetik Rezonans Venografi, Bilgisayarlı Tomografi (BT, CT) veya venogram görüntüleme yöntemleri tanı amacı ile yeterli bilgi sağlamamaktadır. Bu tanı yöntemlerinin öncelikli olarak kullanılması, tanı konulmasında gecikmeye neden olacaktır. Bir diğer önemli nokta, Transvajinal Doppler Ultrasonografi, diğer tanı yöntemlerine göre ayakta yapıldığı için, venöz yetmezlik belirgin olarak ortaya konulur. Diğer tanı yöntemlerinin hepsi, yatarak yapılmaktadır. Bu nedenle, tanı konulmasında üstünlükleri yoktur.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu tanısı için kullanılan, Transvajinal Doppler Ultrasonografi yöntemi dışındaki yöntemler, toplardamar çaplarının değerlendirilmesine bağlı olarak tanı koymaktadır. Oysa, bacaklarda olduğu gibi, venöz yetmezliğin değerlendirilmesinde ayakta (yerçekimi doğrultsunda) değerlendirme temel olmalıdır. Bu nedenle, Transvajinal Doppler Ultrasonografi incelemesi tanı yöntemleri arasında öncelikli olarak yapılmalıdır. Rahim ve yumurtalık çevresinde yer alan toplardamar yapılarının incelenmesi, çoğu zaman tanıyı koydurur.

Pelvik Konjesyon Sendromu Tedavisinde, Kaçağa (yetmezliğe) Neden Olan Pelvik Venlerin (toplardamarların) Doğru Tanımlanması Çok Önemlidir

Transvajinal Doppler Ultrason incelemesi ile kaçak saptanan pelvik ven (toplardamar), anjiografi ünitesinde yerleştirilen tıkaçlar ve ek olarak kullanılan köpük skleroterapi yöntemi ile başarılı şekilde kapatılmaktadır.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu’nun tedavisinde kullanılan anjiografik yöntemde; kullanılan coil adı verilen tıkaçlar sayesinde kaçak mevcut olan toplardamar tıkanır. Daha sonra, aynı toplardamara, hazırlanan köpük maddesi selektif olarak enjekte edilerek işlem sonlandırılır.

Pelvik Konjesyon Sendromu Hastası Nasıl Değerlendirilmelidir?

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu, son yıllarda giderek artan oranda gözlenmektedir. Venöz yetmezlik veya varis bulunan hastanın yapılan fizik muayenesinde, vulvar, vajinal veya kasık bölgesinde saptanan varis veya variköz (genişlemiş) venler (toplardamar) aslında Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu açısından bize ön bilgi vermektedir. Bu hastaların, detaylı olarak incelenmesi, özellikle Transvajinal Doppler Ultrasonografi incelemesinin yapılmasının gerekli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu noktada, Kadın Doğum Uzmanı olan meslektaşlarıma da büyük bir sorumluluk gelmektedir. Yapılan genital muayene sırasında saptanan bu toplardamarların (varislerin) detaylı olarak araştırılması açısından, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanlarına hastaları yönlendirmeleri uygun olacaktır.

Pelvik Venöz Konjesyon Sendromu Tedavisinde Kullanılan Pelvik Ven Embolizasyonu Nedir?

Pelvik Ven Embolizasyonu yöntemi, anjiografik bir yöntem olup; anjiografi açısından donanımlı merkezlerde yapılmaktadır. Bu yöntemde; toplardamar içerisine yerleştirilen bir iğne yardımı ile yerleştirilen kateter (plastik borucuk) içerisinden tıkaç amaçlı küçük parçalar (coil) yerleştirilir. Daha sonra, anjiografik olarak kontrol yapılır, gerekli olduğu durumda ise köpük skleroterapisi yapılır.

Hangi Hastalar, Pelvik Ven Embolizasyonundan Fayda Görmektedir?

Pelvik ven embolizasyon tedavisinden fayda görecek hastalar;

  1. Pelvik venöz konjesyon sendromu olanlar,
  2. Vulvar varisleri olanlar,
  3. Vajinal bölgede varisi olanlar,
  4. Kasık bölgesinde, pelvis bölgesinden köken alan varisleri olanlardır.
Pelvik Ven Embolizasyonu Sonrası, Kontrol Nasıl Yapılmaktadır?

Pelvik ven embolizasyonu işlemi sonrasında, kapatılan toplardamar için işlemden sonra ilk kontrol genellikle 6. hafta da yapılmaktadır. Bunun için, sıklıkla transvajinal doppler ultrasonografi yöntemi kullanılmaktadır. Tekrar anjiografik bir görüntülemeye gereksinim duyulmamaktadır.

Prof. Dr. Mehmet Ümit ERGENOĞLU
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı
Şişli Kolan International Hastanesi